ABF

ABANT PLATFORMU NE KADAR DEMOKRAT?
Yazar Turan ESER   

ABANT PLATFORMU NE KADAR DEMOKRAT?

23 Mart 2007 tarihinde Müfid Yüksel imzalı bir yazı Aleviyol grubuna aktarıldı. Yazarın makalesinde belirttiğine göre, Abant Platformu toplantısında, “müzakereci olarak yer” almış. Yazarin ne adına “müzakereci” olduğu açıkça belirgin. Kişisel bir tercih değil.  Sorun da zaten bu !  İnançsal, kültürel ve felsefi toplumsal kesim adına, devletin resmi temsili karşısında, bireysel görüşünüzü, bir toplumsal kimlik adına, ahkam keserek dile getiriyor olmak. Alevi kurumlarının dışlandığı bir toplantıda, Aleviliği “Türk-İslam Seneti” ekseninde tanımlamak için ve bunun da Fethullahçı bir projenin himayesinde yapma yetkisi verilmiş bir kişi var mı? Abant platformu bileşenleri, Alevi toplumu adına “müzakere” yetkisini hangi kurumdan ya da çevreden alıyor?Yazarın, bireysel olarak istediği toplantıya katılma ve görüş belirtme hakkı vardır. Sorun bu değil. Sorun bir toplumsal kesim adına “müzakereci” sıfatını almaktır.
Devamını oku...
 
BASIN AÇIKLAMASI
Yazar ABF Basın Bürosu   

„LAİKLİKLİĞİ KORUMAK(!) İÇİN“ AKP’DEN 15 BİN YENİ İMAM

“DEVLET KADROLARINI İMAM-HATİP MEZUNLARINA AÇMANIN  YOLU,  ARA İSTASYON OLARAK KULLANILAN DİYANETE KADRO AÇMAKTAN GEÇİYOR.83 yıllık cumhuriyet tarihinde, kamuda  personel alımı ve kadro söz konusu olunca, sorunsuz kadro yaratılan tek kurum Diyanettir. Bu öyle bir kurum ki “kadro açığı” bir türlü kapatılamaz. Tüm bakanlıkların ve kurumların kadroları tamamlanır; ama Diyanette ki açık devam eder!

NEDEN?..  

Çünkü, ülkede Sünni inanca hizmet edecek cami imamı yetiştirmek amacı ile kurulmuş ve sayıları düz liseler seviyesinde olan İmam-Hatip Okullarından mezun olanlarla ihtiyaç arasındaki yığınağı eritmenin ve Devlete dini eğitimden geçmiş kişilerin doluşturulmasının bir yolu da, devlet memurluğu için “ara istasyon” olarak kullanılan Diyanete sürekli kadro açmaktan/yaratmaktan geçiyor. Bu onbeş bin kadrodan işe alınacakları takip edelim, bir süre sonra bir başka kamu kuruluşuna “yatay” geçiş yapmış olacaklardır. Ya da soruyu şöyle soralım; Bugüne dek Diyanetten kadro alıp, diğer kamu kurumlarına kaç kişi yatay geçiş yapmıştır? Bu geçişlerdeki amaç nedir?
Devamını oku...
 
KIBLESİ BEYAZ SARAY OLANLAR
Yazar ABF Basın Bürosu   

BASINA VE KAMUOYUNA

 

FETHULLAHÇILAR ELİNİZİ AVRUPA ALEVİLERİNİN ÜZERİNDEN ÇEKİN!

Fethullah Gülen tarafından kurdurulan ve Gülen cemaatinin örgütlenme araçları arasında olan Samanyolu, Zaman gibi medya kuruluşları, şirketleri, okulları ve kendi denetimindeki fikri ve zikri platformları üzerinden Alevilere dönük örgütleme projesini gündeme taşıyor. Bu işin taşeronluğunu ve önderliğine soyunanlar ise bu durumu “hoşgörü ve sevgi diyalogu” olarak pazarlamaya çalışıyor. Bu diyalogun ötesinde sinsi bir projedir. ABD merkezlidir. Aleviler hoşgörü ve diyalog kültürünü Hace Bektaş Veli’den, Nesimi’den, Kul Hikmet’ten, Pir Sultan’dan, Yunus Emre’den öğrenmiştir. Bizim hoşgörümüzde ve diyalogumuzda takkiye olmaz.

FRANSA`DA MEVLÜT ÇAĞRISINI CAMİLER DEĞİL, FETHULLAÇI MEDYA YAPIYOR.

Abant Platformundaki son operasyonda sonra, Fethullahçılar şimdi de, Avrupa’da yaşayan Aleviler üzerinde Fethullah Gülen’in yeni oyunları ve tuzakları ile karşı karşıyadır.  İşin en ilginç yanı ise, AKP iktidarının bürokratları ve dini ulemaları bu projeye destek vermektedirler. En son Alevi dedelerine pasaport verilmesi ve Almanya’daki Fethullahçı kesimle yapılan görüşmelerin ardından, şimdi Samanyolu TV, Mehtap TV, Zaman gazetesi öncülüğünde, Fransa’da Alevilerin üst kurumu olan FUAF’a (Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu) bağlı Alevi derneklerine davetler çıkartılarak, 31 Mart 2007 tarihinde, Palais des Congres Place de Bordeausx’da yapılacak bir “Özel Mevlid Kandili Programına” katılma çağrısı yapılmaktadır. Davetin imzacı çağrısı, Samanyolu TV Fransa temsilcisi, Süleyman YALÇINKAYA.
Devamını oku...
 
FETHULLAH ALEVİLER İÇİN ŞANS DEĞİL TEHDİTTİR.
Yazar Turan ESER   

FETHULLAHIN “ZAMAN”LI KALEMLERİ VE ALEVİLER

Ekrem Dumanlı ve Hüseyin Gülerce 22 Mart günü, Zaman gazetesindeki köşelerinde, Fethullahın sadık kalemleri olarak, ellerini Alevilerin üzerinde çekmeyeceklerinin mesajını vermeye devam ediyorlar. Çünkü zamanı! Fethullahçı kalemler, Zaman’da, zamanı da iyi seçerek, dönemsel bir siyasi stratejinin medya ayağı üzerinde görevlerini yerine getirmeye çalışıyorlar. Zaman takvimi ABD’den verildi. Çünkü Türkiye’nin önünde kritik bir seçim var. Bu tarikatçı akım, siyasi alandaki pazarlık gücünü artırmak için, toplumsal cari açığını, “Alevilerle kapatmak” gibi, tehlikeli bir oyuna, cemaat desteği ile el atıyor.

 

FETHULLAH GÜLEN, EKREM DUMAN’LI İLE HÜSEYİN GÜLERCE’NİN “ONURSAL BAŞKANIDIR”

 

“Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı” bir Fethullah Gülen projesidir. Gülen bu vakfın Onursal Başkanıdır. Dumanlı ve Gülerce ise, Gülen tarafından bu vakfın yönetimine konulmuştur. Bu nedenle, bu gazeteciler, Gülen dönemsel stratejileri ve kurguları üzerine, lehte destek ve görüşler içeren yazılarını, kendilerine sunulan, malum platformlarda sunarlar.

 

 

Devamını oku...
 
İnanç merkezimiz cami değil, Cemevidir.
Yazar Turan ESER   

“SONA EREN 300 YILLIK HASRET” DEĞİL, SÜRDÜRÜLEN ASİMİLASYONDUR!

  • Siyasi İktidar Asimilasyondan vazgeçmiyor.
  • DİB’nın tarikatçı kadroları, Alevilerin sorununu çözemez
  • Anti laik uygulamalardan vazgeçin!
  • Alevi-Tahtacı köylerden elinizi çekin!

Alevi köylerinde istenilmediği halde cami yapılmasına yönelik uygulamalardan vazgeçilmedir. Fetullahçı Abant Platformu Sempozyumu “Alevi sorunu yok” derken,  haber ajansları, "300 yıllık hasret sona erdi" haberini servis yapıyordu.  Abant Platformunun başkanlığından, Diyanetten sorumlu devlet bakanlığına geçen Mehmet Aydın’ın ekibi, Alevi köyünde cami açılışı yaptı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, yanında Müftülerle, AKP’lilerle, Çanakkale'nin Tahtacı Alevilerin yaşadığı Denizgöründü köyünde Cemevi olması gerekirken, 12 Eylül darbesinin ürünü olan, Alevi köylerine zorla cami yapma projesinin 2007 yılında nasıl devam ettirdiği gösterdi. DİB başkanı Alevi köyünde caminin açılışı yapması, Sünni köylerine kilise açmaya benzer. “300 yıllık hasret sona erdi” görüşü, asırladır süren asimilasyonu gizlemeye dönük açıklamalardır. Alevi-Tahtacı olan Denizgöründü köyünün 300 yıllık özgünlüğü yok etmek, Alevileri Cemevi yerine, zorla camiye sokmak olduğunu, “hasret” diye ancak bu zihniyet pazarlayabilirdi.

 

Devamını oku...
 
BASINA VE KAMUOYUNA
Yazar Alevi Haber Ajansı (AHA)   

1927 YILINDA 4.5 MİLYONDUK!

2007’DE 25 MİLYONUZ.

  

BASINA VE KAMUOYUNA

ALEVİ NÜFUSU ANKETLE OLMAZ

 

Tarhan Erdem'in başında bulunduğu KONDA Araştırma şirketi, Milliyet gazetesi için yaptığı araştırmanın sonuçları hakkında görüşümüzü kamuoyu ile paylaşmayı zorunlu gördük.

 

KONDA 48 bin kişi ile yapılan görüşmeler sonucunda, Nüfusu 73 milyon olan Türkiye'de Alevi nüfusunun 4.5 milyon olduğu sonucuna varılmış. Sonuçta bu bir anket araştırması ve bireyin ait olduğu inançsal ve etnik kimlik sayıları konusunda kesin sonuçlara ulaşması mümkün değildir. Hata oranı yüksektir. Hele böyle bir araştırma,  farklı kimliklerin karşı karşıya kaldığı, ayrımcılık uygulamaları, devletin ötekileştirme politikaları sonucu oluşan sosyal baskı mekanizmaları göz önüne alındığında, bu tür anketlerde etnik, inançsal nüfus oranını ortaya çıkarmak hiç mümkün değildir. 

 
1927 YILINDA 4.5 MİLYONDUK! 2007’DE 25 MİLYONUZ.

  1927’da ilk nüfus sayımında, Türkiye nüfusunun 13 milyon 648 bin 270
kişi olduğu, bunun ise üçte birini Alevi-Bektaşi.Şii.Tahtacıların oluşturduğu bilinmektedir. 2007 yılında Türkiye Nüfusu tahminen 75 Milyon iken, Alevi nüfusunun, halen 1927 yılındaki nüfus oranı ile kalmasını, ancak bilimsel olmayan, yanıltma, yönlendirme ve siyasi amaçlı olarak telaffuz edilebilir

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 11 12 13 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 287 - 312 Toplam: 327


.